
Kırışık çığıltılar,devrik bestelerin takırtısı kök salmıştı çamurumda
Tabutumun diz çöktüğü yabani yol, ahdimin yılgınlığıydı.
Ve Sen İstanbul!
Köprü köprü , kemer kemer yürüyordun kanı deli ırgat çocukluğuma
Demir attın bana İstanbul, kemirdin slogansı kalabalıklığımı…
Plastik umut salgılayan oyuncaklar savaştırılıyordu avucumda
Ve sen İstanbul!
Sıyrılıp hışmından ana kucağı gibi filizleniyordun bağrımda.
Aşka vedaların önüne geçip yalan harfleri bir bir idam etmek yürek davalarında
Kapı tokmağına destansı sevdaların mührünü vurmak; günahlarımdan arınmak adına.
Ve gürlemek, velud göğsüne yaslanan siyah çelenkli , hayın bakışlara
Yağız duvaklı korkularına çığ gibi kükretebilmek kahrımı!
Sebebimdir İstanbul bunca yangının onca hıçkırığı…
Ve Sen!
Körpe yumruğumla gömüldüğüm Vefa’msın.
Ölümü deşip diri surlarını giyindiğim diyârsın!
Yalın ayak , kirpiklerinde süründüğüm ân , beni anlarsın
Teneffüssüz kalır hüznüm İstanbul!
Ya Bâb-ı Kız Kulesi’nde prangaladığım sırrım…
Ketum hasretimin yıldırımlarını rahminde taşır mısın?…
Ağlarsan , göz yaşlarını yüreğime damıtır mısın İstanbul!
Ve bir ah…
Gül-diken mahkemesinde mihribanî dudaklarımdan bengisu fışkırtabilsem
Mahbes yokuşlara,maskeli suretlere utancı tükürsem ve mâbed diyarına göçsem
O diyar “Sen” olsan; dingin, iffetli nağmelerinin hıfzında tütsem…
Ve sen gitmesen benden İstanbul!
Gitme Sen…
Senle yaşayıp, senle ölmeye, senle “gül” bitmeye hükümlüyüm ben!
Ve yollarında örmüştüm saçlarımı İstanbul!
Mahşere saklamıştım sancılarımı…
Bırakma beni…
Ne olur “gitme!”de…
20-24 Nisan günleri / 2006
Kaynak : Hatice Algın





çok güzel bir şiir çok tanıdığım bir şairi anımsatıyor yüreğine sağlık
Comment yazan: hatice — Mart 8, 2007 @ 6:31 am
ARTIK BİR GÜL DEĞİLSİN İSTANBUL
Kalabalık sokaklarında bir mahur beste dinliyorum
fukara yüreğimde..
Sultanu’ş Şuaralar yetiştirmişsin İstanbul!
Şairler dolaşmış tenhalarında saf saf şiirler söyleyerek.
Hepsi senin toprağında yatmak için miydi İstanbul
Ben sana ne yaptım İstanbul?
Hüznüme tema bile olamamışken sana sevdalandığımı sandın.
Yangın senin neyine İstanbul.Alaz alaz yansan, cehennem odu olsan bir kıvılcım değilsin bana.
Git sen,git
Sen bitmişsin de,kendini hala payitaht sanıyorsun.
Sana hala niye değer veriyorum, sen de biliyorsun.Seni terk edeceğim İstanbul.
Bana gitme demeye fırsat bile bulamayacaksın.
Kırgın hülyalarınla,ölgün sarı benzinle ,şairler bahçesi Gülhane’nle sen bir hiçsin.
Sen benim için neden hiç değilsin biliyorsun İstanbul.
Hicran alevi yüreğini sardıkça hazanların kısalacak
Bu defa senin ahının dumanı göğe çıkacak
Ah,ah ah!
Artık bir gül değilsin İstanbul,bülbüller dikenine konmuyor, kan revan olmuyor.
Rahat bırak artık beni,gözyaşlarını içine dök İstanbul.
Bana gitme demedin,yakarışlarıma kulak asmadın
Senle yaşayıp, senle ölmeye, senle “gül” bitmeye hükümlüydüm ben,
Artık hürüm,saçlarım da yok örmeye İstanbul,anlıyorsun değil mi?
Mahşere sakladığım sancılarım da sana kalsın,
Bana verdiğin ne varsa hepsini al
Bırak beni artık
Git de bana.
Git de.
Comment yazan: halil — Mart 8, 2007 @ 9:42 pm
bu nasıl güzel bir anlatımdır böyle..tebrik etmemek ayıp olur..yolun açık olsun..başarılar dilerim..
muhabbetle..
Comment yazan: hurufisevda — Ağustos 11, 2007 @ 7:27 am
cok güzel bir yazi, tebrik ediyorum
Comment yazan: Firar-i — Ekim 26, 2007 @ 11:10 am
Son günlerde severek okuduğum en güzel anlatımlardan biri.
Yazan yüreğin kalemi hiç susmsın. tebrik ediyorum. Teşekkürler.
Comment yazan: Hafize Hanaylı — Kasım 25, 2008 @ 10:39 pm